BAŞBUĞ'DAN



Taklitçilik ve Taklitçi Aydınlar        


Aydınlarımız kültürü diğer memleketlerde değil kendi halkı içersinde aramalıdırlar. Yüz, yüzelli yıldan beri Türk aydınları kültürü hep dışarıda aramışlar, halka inememişler, batının medeniyetini değil dış görünüşünü olduğu gibi taklide çalışmışlardır.

Yüz, yüz elli yıldan beri Türk aydınları ve Türkiye'yi idare edenler yanlış bir zihniyetin tesiri altında kalmışlardır. Bu yanlış zihniyet yabancı memleketlerdeki idareleri taklit etmekle Türkiye'yi kalkındırmaya çalışmak zihniyetidir. Bundan yüz, yüzelli yıl evvel, Türkiye'yi idare edenler, Türkiye'yi idare eden aydınlar o zamanki İngiliz, Fransız parlamento sistemini, kapitalist idare sisteminin kaba dış görünüşünü taklit etmekle Türkiye'nin bütün davalarının hallolacağını, bütün meselelerinin bir anda tılsımlı bir çözüme kavuşabileceğini iddia etmişlerdir, sanmışlardır.

Fikir hareketleri tarihimizi incelediğimiz zaman, tarihe baktığımız zaman bunu görürüz. Memleketi idare edenler, memleketin ileri gelen aydınları Fransa'daki parlâmento sistemini, İngiltere'deki meşrutiyet sistemini memlekete bir sokarsak, Türkiye'nin bütün dertleri, bütün davaları bir anda çözülecektir, iddiasında bulunmuşlardır.

Bunlar nasıl sistemlerdi? Bunlar o günkü İngiltere ve Fransa'da uygulanan kapitalist ve liberalist sistemlerdi. Bunlar taklit edilmeğe çalışıldı, taklit edildi. Fakat Türkiye için, Türk Milleti için beklenen faydayı sağlamadı. Aksine her taklit teşebbüsü Türk milletinin daha büyük kayıplara uğramasına, daha büyük gerilemelere uğramasına sebep oldu. Çünkü Türk Milleti İngiliz milleti değildir. Fransız milleti değildir. Bugün de Memleketimizde aydın geçinen bazı zümrelerde buna benzer zihniyetler görülmektedir. Bazıları yine batının kapitalizmini ve liberalizmini veya yeni liberalizmini, neoliberalizmini almak, taklit etmekle Türkiye�yi kalkındırmak iddiasındadırlar. Bazıları da Moskof komünizmini taklit etmekle Türkiye'yi kalkındıracaklarını iddia etmektedirler.

Evet, geri kalmıştık, Avrupa bizden ileriydi ama tüketimimiz de kendi yaşantımıza göreydi. Avrupa'dan alınan o eşyalar Türkiye'de yoktu. O kumaşlar, içkiler, o süslü ev eşyaları bizde yoktu. Onlara benzemek için biz bu eşyalara para verdik. Türkiye Batı devletleri karşısında bir pazar haline geldi. Bu durumda İstanbul, Ankara, İzmir... vs. birkaç büyük şehre sıkışmış; köylüyle, halkla bağı kalmamış bir aydın sınıf türedi. Maymun gibi Avrupa'nın lüksünü taklit eden bir zümre!

Kendinde medenîlik alâmetleri gören bu zümre halkı «gerici» diye küçük gördü. Bugün bunları Anadolu'nun bir köşesine vazifeye göndermeye kalksanız, gitmemek için her çareye başvururlar. 50 sene 60 sene evvel de böyleydi. Bu durumda halk baktı ki aydın kendine karşı, istediklerine karşı, inancına, örfüne karşı; aydın kendisini so¬yuyor; o halkın ona itimadı kalmadı ve milletimiz iki ayrı yaşayışta, ayrı düşüncede gruba bölündü.

Bu, 1800 senesinden beri, 178 yıldır böyle. III. Selim'den itibaren başlayan bu hareket, bu düşünce hâlâ devam etmektedir. III. Selim zamanında Osmanlı ordusunu modernleştirmek çabasına düşülmüş. Fransız ordusunun eğitim şekli alınmış, oradan subay getirilmiş, Fransız ordusunun giydiği üniforma taklit edilmiş, onların silâhları kullanılmış, fakat 10 sene sonra çökme tekrar başlamış. Çünkü o eğitim şekli, o silâhlar eskimiştir. Sebebi: Gelişmek daha iyiyi aramak faaliyeti yoktu. Her şey taklitti. Oysa bir şey almak yetmez, onu geliştirmek lâzımdır.

Sonra II. Mahmut gelmiş, kavuğu, şalvarı zorla çıkarttırmış, itiraz edenin boynunu vurdurmuş, fes, pantolon giydirmiş, tamam memleket modern oldu demiştir. Ondan sonra Tanzimat ilânı, I. ve II. Meşrutiyet, Cumhuriyet. Gene değişen yok. Hep taklitçilik ve bunun sonucu Birleşmiş Milletler raporunda dünya ülkeleri arasında 76.yız. Türk Milleti için bundan daha, korkunç bir felâket düşünülemez. Batıda görülen gelişmeleri almak ve fakat millî kültür ve medeniyetimizi yaratmak ve hiç kimsenin sığıntısı olmamak düşüncesi bizim için benimsenecek yol olmalıydı. Üçüncü Selim zamanından beri kalkınma çabalarına girişilmiş olmakla beraber bugüne kadar bir sonuca ulaşılamamıştır. Aksine olarak Türk milletinin temel sosyoekonomik konularına, meselelerine inmeyen kısır didişmeler yüzünden devamlı felâketlere ve yıkıntılara uğramış bulunuyoruz. Milletimizin sağlam bir adalet düzenine dayanan sarsılmaz bir nizama ve hummalı çalışmaya ihtiyacı vardır.

Maymun gibi Avrupa'nın lüksünü taklit eden, halkla arasında uçurumlar bulunan aydın zümreler halkımıza hiçbir şey veremezler. Onlar taklit ettikleri Avrupa'nın, kültürüne, âdet, ananesine hayrandırlar, halka yüksekten bakarlar. Türkiye'nin geri kalmasına 76'ncı sıraya düşmesine sebep bu taklitçi aydınlardır.

Türkiye'yi bu durumdan; her şey halk için, halkla beraber, halka doğru düşüncesiyle hareket eden milliyetçi aydınlar, milletini, vatanını seven onu yüceltmek isteyen Dokuz Işıkçılar kurtarabilir.


_________________________   
Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ 
SAAT
 
Reklam
 
ANASAYFAN YAP
 
ANA SAYFAN YAP
TARİHTE BUGÜN
 
HTML KOD
TAVSİYE EDİN
 

http://KENDİ

 
22034 ziyaretçi (37423 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=

beypazariulkuocagi.tr.gg